Bir Uzmana Danışın S.S.S
logo
  • 7/24 Çağrı Merkezi
    (212) 653 93 00
  • Ambulans Çağrı
    (212) 653 93 00

Meme Cerrahisi

Meme Sağlığı Merkezi

Meme Sağlığı, farklı tıbbi uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasını zorunlu kılan bir sağlık dalıdır.

Özellikle teşhis aşamasında muayeneyi yapan meme cerrahı ile mamografi, meme ultrasonu gibi ileri tetkikleri uygulayan radyoloji uzmanı arasında yakın bir iletişimin bulunması gerekir. Bu hasta ile ilgili bilgilerin, kaygıların ve düşüncelerin kolaylıkla aktarılmasını sağlar ve teşhiste hata payını azaltır.

Meme sağlığı konusunda hizmet vermek için özel olarak teşkil edilmiş ve alanında uzman hekimleri barındıran merkez ve klinikler meme sağlığı takibi için ideal alanlardır.

 

“Meme kanseri, ülkemizde her yıl sıklığı artan ve kadınlarda en çok görülen kanser türü olması nedeniyle ön plana çıkmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre; kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık %25‘i meme kanseridir.

Meme kanseri sıklığındaki artışa rağmen, erken tarama programları ve güncel tedavi yaklaşımları sayesinde meme kanseri tedavi başarısı artmaktadır. Güncel tedavi yaklaşımlarında tedaviyi hastalığa ve kişiye göre bireyselleştirmek esastır. Bu amaçla meme kanseri tanı ve tedavisinde bir çok branşın birlikte karar verdiği ve tedaviye katkı sağladığı multidisipliner yaklaşım günümüzde önemini arttırmaktadır.

Tanı aşamasından itibaren multidisipliner yapı önemli

Meme hastalıklarına multidisipliner yaklaşım ilk kez 1973 yılında Kaliforniya Üniversitesi’inde meme merkezi kurularak hayata geçirilmiştir. Bizim de uygulamaya koyduğumuz bu yapıda Meme Cerrahisi uzmanı, Radyoloji uzmanı, Tıbbi Onkoloji ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanları başta olmak üzere, bir çok uzmanlık dalı hastanın tanı ve tedavi kararını hastaya özel ve o hasta için en iyisi olacak şekilde bireyselleştirmek için bir arada multidisipliner olarak yürütmektedir.

Güncel tedavi yaklaşımı: Meme koruyucu cerrahi

Meme hastalıklarında tanı aşamasında radyoloji ve meme cerrahisi uzmanın yakın işbirliği gereklidir. Bu aşamada yapılan radyolojik tetkiklerin değerlendirilmesi ve yapılması gereken ek tetkiklerin seçimi ancak bu iki branşın işbirliği ile mümkün olmaktadır. Meme koruyucu cerrahi uygulanabilmesi için memede birden fazla odakta tümör olmamalıdır. Bu durumun radyolojik olarak optimal değerlendirilmesi cerrahi kararının verilmesinde çok önemlidir.

Güncel tedavi yöntemleri arasında meme koruyucu tedavi en çok tercih edilen cerrahi yaklaşımdır. Meme kanseri cerrahisi seçimi, hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri, hasta yaşı, yandaş hastalıkların varlığı gibi faktörler değerlendirilerek yapılmaktadır. Günümüzde kanser dokusu ile birlikte çevresinde az miktarda sağlıklı meme dokusu çıkarılarak yapılan meme koruyucu cerrahi en sık uygulanan yöntemdir. Meme koruyucu cerrahiye radyoterapi tedavisinin eklenmiş olması, memenin tamamının çıkarılması ile benzer tedavi başarı oranlarına sahiptir. Bu iki tedavinin birlikte kullanılması ve uygun hasta seçimi multidisipliner yaklaşım ile mümkün olmaktadır. Meme koruyucu cerrahi ile  hem fiziksel görünüm korunmakta hem de kanserin neden olacağı psikolojik çöküntü önlemektedir.

Uzak organ metastazı olmayan, fakat koltuk altında birden fazla lenf düğümü metastazı olan hastalar lokal ileri evre meme kanseri olarak adlandırılmaktadır. Bu tür meme kanserlerinde güncel tedavi yaklaşımı, önce kemoterapi (neoadjuvan kemoterapi) verilerek tümörü baskılamak ve daha sonra cerrahi tedavi seçeneklerini uygulamaktır. Aynı şekilde meme koruyucu cerrahinin mümkün olmadığı, meme dokusuna göre büyük tümörü olan hastalarda da tümörü küçültmek ve meme koruyucu cerrahiyi uygulayabilmek için de cerrahi öncesi kemoterapi uygulanabilir. Bu tedavi seçenekleri için hasta seçimi de ancak multidisipliner yaklaşımla mümkündür.

Uzun radyoterapiler, yerini cerrahi sırasında  tek seferde yapılana bırakıyor

Günümüzde meme koruyucu cerrahi sırasında uygulanan intraoperatif radyoterapi, hastaları kemoterapi sonrası uzun süren radyoterapinin yerini almaktadır. Bu yaklaşım ile hem radyoterapinin yan etkileri azalmakta, hem de uzun ve maliyetli radyoterapi tedavisi yerine ameliyat sırasında kısa sürede sonuç alınabilmektedir. Bu tür tedavi için hasta seçimi ancak radyasyon onkolojisi uzmanı ve meme cerrahının işbirliği ile olabilir.

Meme kanserinin cerrahi tedavisi sonrası patolojik değerlendirme hem kemoterapi hem de radyoterapi seçeneklerinin, kür sayısının, hormoterapi uygulanıp uygulanmayacağının ve de radyoterapi seçeneklerinin değerlendirilmesi için çok önemlidir. Aynı zamanda patoloji sonucu ile tümörün bundan sonra seyrinin öngörülmesi mümkün olmaktadır. Bu nedenle hastanemizde tüm meme kanserli hastalar cerrahi sonrası patoloji, radyoloji sonuçları ve nükleer tıp kliniğince değerlendirilen PET tomografi gibi tetkik sonuçları ile tümör konseyinde değerlendirilmektedir.  Tedavi kararı ancak bu konseylerde yapılan multidisipliner çalışma ile sağlıklı olarak verilebilir.”

İyi Huylu Meme Kitleleri

Meme Kistleri

Fibroadenomlar

Filloid Tümör (Sistosarkoma Filloides)

 

Meme Kanseri

Meme Kanseri Tipleri

  • Noninvaziv Kanserler
  • İnvazif Kanserler

 

MEME KANSERİNİN BULGULARI

 

Meme içinde kanserleşen bir hücrenin, bir tümör oluşturması ve bir uzmanın muayene sırasında anlamasına ya da radyolojik incelemede belli olmasına kadar hayli uzun zaman geçmesi gerekiyor. Kadınlar genellikle en az 1 cm. büyüklüğüne ulaşmış bir kitleyi, elle kontrol yöntemi sayesinde fark edebilirler. Günümüzde meme kanserlerinin çoğu kişinin kendisini elle muayene etmesi sayesinde bulunabilmekte. Kanserli kitleler sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü olur ve meme dokusu içinde rahatça oynatılmaz. Kanser uzak organlara metastaz (yayılım) yapmışsa bu yayılımlar, nadiren meme kanserinin ilk bulgusunu oluşturur. Meme kanserinin sıkça yayılma gösterdiği bölgeler ise kalça ve omurga kemikleri ile akciğer ve karaciğer.

Ancak bazı hastalarda bu belirtilerin hiçbirisi olmaz ve kanser yalnızca, mamografi incelemesiyle tespit edilebilir. Aşağıdaki belirtilerden en az biri varsa, vakit geçirmeden uzmana başvurulması gerekir.

Meme Kanserinin Bulgusu Olabilecek Başlıca Belirtiler

  • Memede veya koltukaltında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
  • Meme başından akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli)
  • Meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
  • Meme başı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
  • Meme cildinde yara veya kızarıklık
  • Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
  • Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.)

 

Memede Kitle

Bir çok kadın hayatlarının bir döneminde memelerinde bir sertlik fark eder. Akla ilk olarak kanser gelse de bu kitlelerin büyük bir kısmı iyi huylu tümörlerdir. Bununla birlikte her durumun mutlaka klinik olarak değerlendirilmesi gerekir.

Elinize gelen kitle 2 farklı yapıdan biri olabilir. Kitle, içi sıvı dolu bir kese olabilir. Buna kist diyoruz. Kistler genellikle adet zamanları daha da büyür ve ağrılıdırlar. Özellikle menopoz öncesi 40’lı yaşlarda daha sık görülür. Diğer bir olasılık da, içi farklı bir doku ile dolu bir kitle olabilir; buna da solid kitle denir. Bu iki farklı yapıyı ayırmanın en iyi yolu kitlenin ultrason ile incelenmesidir.

Meme Başında Ortaya Çıkan Akıntı

Her kadının meme başından çeşitli zamanlarda akıntı gelebilir. Özellikle meme başı sıkıldığı zaman sarı–yeşil arası renkte, boza kıvamında olan akıntı normal kabul edilir. Gebe olmayan kadınlarda meme başından süt gelmesi de kanser bulgusu değildir; bu durum vücudun hormonal değişikliği ile ilgili olabilir. Kanser açısından önemli olan, akıntının meme başını sıkmadan kendiliğinden gelmesidir. Bu durum, sütyenin veya çamaşırın ıslanması şeklinde fark edilir. Özellikle akıntının koyu kahverengi, siyah veya kan rengi olması önemli bir bulgudur. Böyle bir durumda, meme başından gelen akıntıdan örnek alınarak laboratuvarda incelenmesi gerekir.

Memede Kist

Kistler genellikle memenin iyi huylu tümörleridir. Boyutları birkaç milimetre ile birkaç santimetre arasında değişir. 25 yaş altındaki kadınlarda nadir, menopoza yaklaşmış kadınlarda daha sık görülür.

Kistlerin içi iğne ile boşaltılarak içindeki sıvı incelenebilir. Eğer kanlı bir sıvı içeriyorsa, kistin ameliyatla çıkartılıp incelenmesi gereklidir. Eğer menopoz sonrası hormon tedavisi gören bir kadında kist ortaya çıkmışsa, içerdiği sıvı kanlı olsun veya olmasın patolojide incelenmesi gerekir.

Eğer bir kist iğne ile boşaltıldıktan sonra 4-6 hafta içinde tekrar ediyorsa, ameliyatla çıkartılması önerilebilir. Ayrıca kistin bir kısmı, solid dediğimiz meme dokusundan farklı bir yapı içeriyorsa, yine kistin ameliyatla çıkartılması önerilir.

Solid (katı) Kitle

Memede sıvı içermeyen, içi farklı hücrelerle dolu olan kitlelere solid (katı) kitle diyoruz. Solid kitlelerin kanser olma olasılıkları kistlere göre daha yüksektir. 40 yaş üzerindeki bir kadının memesinde saptanan solid bir kitle, aksi ispat edilene kadar kanser şüphesi taşır bu nedenle mutlaka araştırılması gereklidir.

Memede saptanan kitle, mamografi ve ultrasonla değerlendirilerek kanser olma olasılığı araştırılır. Bu yöntemlerle kesin teşhis koymak mümkün olamamaktadır. Ancak kitleden alınan parçanın patolojide incelenmesiyle kesin tanı konabilir.

 

Meme Derisinde Kalınlaşma,  Şişme, Renk Değişikliği

Bazen memede kitle olmadan, doğrudan meme derisinde bazı değişikliklerle kanser başlayabilir. Meme derisinin bir bölgesinde kızarıklık, kalınlaşma, portakal kabuğu gibi yer yer çekintilerin ortaya çıkması, kanserin ilk bulgusu olarak değerlendirilebilir. Meme derisinde böyle değişiklikler fark ediyorsanız, mutlaka hekime danışmalısınız.

Meme Başında Kalınlaşma, Kızarıklık Veya Yara Olması

Meme başındaki değişiklikler de kanser açısından önemlidir. Özellikle meme başı çevresinde ortaya çıkan kızarıklık, yara gibi değişiklikler memede bir kitle olmasa bile kanser bulgusu olabilir.

Memede Veya Meme Başında İçeri Doğru Çekinti Olması

Bazı kadınlarda çocukluktan itibaren her iki meme başı da içe çekik olabilir. Bu, herhangi bir hastalık anlamına gelmez. Böyle durumlarda bebek emzirmek çoğu kez mümkün olmaz. Bu gibi yapısal bozukluklar kozmetik amaçlı olarak, yani sadece görünüm açısından ameliyatla düzeltilebilir. Kanser açısından önemli olan, tek memenin başının son zamanlarda içeri çekilmesidir .  Böyle bir durumda mutlaka hekime başvurmanız gerekir.

Meme Başlarının Pozisyonlarında Değişiklik

Meme başlarının pozisyonlarında da değişiklik olabilir. Meme başı bir tarafa doğru çekilebilir. Bu da bir kanserin belirtisi olabilir.

Memenin Şeklinde Değişiklik

Genellikle her iki meme simetrik değildir ve bir meme diğerinden daha büyük olabilir. Bu normal bir yapıdır. Bazen memelerin genel yuvarlaklığında veya şeklinde de değişiklik olabilir. Kanser açısından önemli olan, sonradan gelişen simetri değişikliğidir.

Koltuk Altında Ele Gelen Bir Kitle

Koltuk altında ele gelen bir kitle, birçok nedene bağlı olan bir lenf bezi büyümesi olabilir. Bazen meme kanserinin ilk bulgusu da olabilir. Bu nedenle eğer elinizde ve kolunuzda son zamanlarda bir enfeksiyon geçirmediyseniz, bu kitlenin incelenmesi gerekir.

MEME KANSERİNİN TEDAVİSİ

Meme kanserinin tedavisi multidisipliner bir süreçtir. Farklı tıbbi branşların birlikte çalışmasını gerektirir.

Birçok hastada cerrahi tedavi ilk basamağı oluşturmakla birlikte, operasyon sonrası patolojik inceleme sonuçlarına göre radyoterapi, kemoterapi ve hormon tedavisinden biri, birkaçı veya hepsi belli bir sırayla uygulanmaktadır. Cerrahi tedavi ve radyoterapi daha çok tümorün bölgesel kontrolünü sağlamada önemli iken, kemoterapi ve hormonoterapi ise sistemik kontrole yardımcı olmaktadır.

Meme kanseri için uygulanacak tedaviye karar verilirken hastaya durumu hakkında ayrıntılı bilgi verilmeli, tedavi seçenekleri hastayla birlikte tartışılmalıdır.

Meme Kanseri Tedavileri

  • Cerrahi Tedavi
  • Radyoterapi
  • Kemoterapi
  • Hormonoterapi

Detaylı bilgi almak için bize ulaşın +90 (212) 653 93 00

veya formu doldurun biz sizi arayalım