Ataköy Şafak Hastanesi

Sağlığınız için buradayız
Smaller Font Default Font Larger Font
Turkish Arabic English German Russian Spanish

Misyon

Sağlıklı bir toplum anlayışı ile hasta memnuniyeti odaklı,yüksek kalitede nitelikli sağlık hizmetini tıbbi etik değerler çerçevesinde, ekonomik olarak sunmak. 

Vizyon

Çağdaş altyapısı, deneyimli ekibi ile uluslar arası sağlık standartlarını benimseyen, tedavi edici uygulamaların yanı sıra koruyucu sağlık hizmetlerine de önem veren, saygın referans bir sağlık kuruluşu olmak.

Vinaora Nivo SliderVinaora Nivo SliderVinaora Nivo SliderVinaora Nivo SliderVinaora Nivo Slider

Hekim Arama

Hastanemizi Nasıl Seçtiniz?

Allerji ve Allerji Nedenleri

Alerji Nedenleri, Alerji Neden Oluşur, Alerji Hastalıkları

Bebeklerde Alerji Nedenleri
On kişide yalnızca bir veya ikisinde alerjiye rastlanmasının nedenini açıklamamıza karşın, belirtilerin nedenlerini bilmekteyiz.
Alerjik insanlar, alergenlerine (alerjik oldukları maddeye), sağlıklı insanların tehlikeli olabilecek mikroplara veya zehirlere gösterdikleri tepkiye benzer tepkiler gösterirler. Aradaki fark şudur: Alerjik bünyeler, zararsız bir maddeyi kesinlikle vücuttan atılması gereken tehlikeli bir maddeymiş gibi görürler.

Vücudun doğal korunma sisteminin en etkin güçlerinden biri, lenfosit adı verilen akyuvarlardır. Onların görevi, vücuda giren antigenleri kollamaktır. An-tigenler, canlı veya organik maddelerde bulunan, ama, vücudun kendi öz proteinlerinden farklı olan yabancı maddelerdir. Virüslerin ve bakterilerin yanı sıra, yiyecekler ve polen gibi daha tehlikesiz maddeler de antigen olarak adlandırılırlar.

Akyuvarlar, tam olarak anlaşılamayan karmaşık bir mekanizma yoluyla, tehlikeli antigenlerle zararsız tarım ayırdedebilirler. Bunun içindir ki, sağlıklı bir beden, bulaşıcı hastalığa neden olan bir virüse karşı kendisini korurken, yiyeceklerin içindeki zararsız proteinlere tamamen farklı bir tepki gösterir.

Zararlı olabilecek antigenlere rastladıklarında, akyuvarlar antikor üretimine geçerler. Antikor, antigenle birleşerek onu etkisiz hale getirir.
Sağlıklı bir insanda bile akyuvarların antigeni etkisiz hale getirecek miktarda antikor üretmesi birkaç gün alabilir. Antigen bir kere yenilgiye uğratıldıktan sonra ise vücut ona karşı uzun süreli bir bağışıklık kazanır. Örneğin bazı insanların suçiçeği ve kızamık gibi hastalıkları yalnızca bir kez geçirmelerinin nedeni, virüsler vücuda ikinci kez girdiklerinde onları kısa sürede yok edecek antikorların hazır bulunmasıdır.

Aşının da ana fikri budur. Aşılanan kişiye hastalığa yol açacak kadar güçlü olmasa da akyuvarların koruyucu antikor üretimine başlamasını sağlayacak kadar antigen verilir. Alerji uzmanları da hastalarını alergenlere karşı korumak için aşılamaya benzer bir tedavi uygularlar. Bu tedavi tekniği, ilerde açıklanacaktır.

Antikorların önemli bir özelliği, hücum ettikleri antigenleri çok dikkatle seçmeleridir. Bir antigene karşı etkili olan bir antikor, başka antigenlere karşı tümüyle etkisizdir. Grip ve nezleye defalarca yakalanmamız bundan kaynaklanır. Griplerin ve nezlenin nedeni, sürekli değişim gösteren virüsler olduğundan, bir kışın antikorları bir sonraki kışın mikroplarına karşı koruma sağlayamamaktadırlar.
Her birinin kendine has görevleri olan dört ayrı cins antikor vardır. Kısaca, bazı antikorlar devriye gezen polisler gibi, kanda dolanırlar. Oysa bazıları nöbetçiler gibi belirli dokuların başını beklerler. Daha başkaları, akyuvarların yanında silahlı muhafızlar gibi gezerler. Sonuncusu daantigenleri, antikorlardan yararlanmadan yok edebilen akyuvarlardır.
O zaman bu koruyucu güçlerin alerjilerle ilgisi nedir? Alerjik olan bünyelerde akyuvarlar, zararsız antigenlere zararlıymışcasına tepki gösterirler. Kimse bunun gerçek nedenini bilmese de kalıtsal bir sorun olabileceği düşünülmektedir. Alerjilerin ailelerde görülme eğilimi vardır. Son zamanlarda yapılmış olan tıbbi araştırmalar, bazı alerjik bünyelerde antikor üre­timini denetleyen bir çeşit akyuvarın bulunmadığına değinmişlerdir. Bazı alerjilerin, özellikle yiyecek alerjilerinin, bebekleri çok erken memeden kesmekten kaynaklandığı sanılmaktadır...

Korunma sistemleri, tam gelişmiş olmadığı için, bebekler, inek sütünde ve başka yiyeceklerdeki yabancı proteinlere karşı gerekeni yapamamaktadır. Bu konuya ileride gene değineceğiz.Ev toz alerji
Doğa güzel olabilir, ama karmaşık olmadığı zamanlar, pek seyrektir. İşleri daha da karmaşık hale getiren bir durum, vücudun alerjilere karşı bir değil birkaç mekanizması olmasıdır. Antigen, vücuda ilk girdiğinde lenfositler büyük miktarlarda antikor üretirler. Bu olay ilk kez meydana geldiğinde hiçbir belirti görülmez. Ancak bir sonraki saldırıyı beklemekten başka bir işlevi olmayan antikor, kendisini mast hücresi dediğimiz doku hücrelerine bağlar.

Mast hücrelerinde histarriin başta olmak üzere birçok kimyasal madde vardır. Bunların görevi, kan damarlarına giren ve çıkan sıvıların akımını hızlandırmak, mukoza bezlerindeki sıvı üretimini ve iç organlardaki kasların çalışmasını denetlemektir. Bu işlevler, sürekli olarak ve biz bilincinde olmaksızın otomatik bir biçimde düzenlenmektedir.

Oysa mast hücresi, antikorla kaplandıktan sonra, çok kolay etkilenebilir hale gelir. Bundan sonra gelen antigen, antikoru harekete geçirir. Sonuç olarak mast hücresi patlar ve içindeki histamin ve öbür kimyasal maddeler ortalığa yayılır.

Bundan sonra olanlar, antikorla kaplı mast hücrelerinin vücudun ne tarafında olduğuna bağlıdır. Bu kimyasal maddeler, burunda rinit adı verilen sıvı mukoza «kırrtışına ve iltihaplanmaya yol açar. Benzer durum, gözde kanlanmaya, kulakta ise geçici sağırlık yaratabilecek sıvı birikimine neden olur. Akciğerlere giden ve akciğerin içindeki hava borularında ise kasların kasılmasına neden olarak soluk almayı güçleştirir. Karında mukoza üretimine ve diyareye neden olan kasılmalara yola açar.

Tahmin edebileceğiniz gibi, antikorlar, antigenin ilk rastlandığı yöredeki mast hücrelerine kendilerini bağlarlar. Bu, polene alerjik olan kişilerin neden saman nezlesi belirtileri gösterdiklerini açıklar. Polenin vücuda girmesinin en kolay yolları, gözler veya solunum yoluyla burundur. Bu yüzden burundaki ve gözdeki mast hücreleri, antikorla kaplanırlar.

Yiyeceklere alerjiniz varsa, en şiddetli tepkiyi mast hücrelerinin en çok antikor çekmiş oldukları yörede göreceksiniz bazı insanların dudakları bir lokma balık, fıstık, süt, yumurta veya kabuklu deniz ürünü yediklerinde şişer öte yandan aynı belirtiler yiyecekler yutulduktan sonra bağırsaklarda görülebilir. Bazı insanların yiyecek alerjileri o kadar ağırdır ki, balığa alerjisi olan bir kişi, balıkçının önünden geçerken solunum güçlüğü çekmeye başlar veya yumurtaya alerjisi olan biri, aynı odada bir yumurta kırıldığında hapşırabilir.

Eğer yiyeceklere alerjiniz bu denli ağır ise, belirtilerin nedeni bellidir ve bundan kaçınmanın en basit yolu, bu yiyeceklerden uzak durmaktır. Astım, saman nezlesi ve gözle görülmeyen polen ve sporların neden olduğu başka alerjik şikâyetlerden kaçınmak daha zordur, çünkü alergenlerini gelirken görme olanağınız yoktur.
Anlatılması karmaşık başka türdeki alerjik reaksiyonlar, bambaşka etkiler gösterirler.
Bunlardan biri, antigenin kana karışarak, oksijen taşımakla görevli olan alyuvarlara tutunmasıyla ortaya çıkar. Üzerindeki tuhaf biçimli antigenle birlikte olan bu alyuvar, antikorların dikkatini çeker ve onlar tarafından yok edilir. Eğer antigen kendini birçok al­yuvara bağlamışsa, söz konusu kişi, alyuvarları, üretildiklerinden daha hızlı bir biçimde yok edildiği için kansız kalır (anemik olur). Bu tür alerjik reaksiyonlar, bazı ilaçlardan kaynaklanabilir. Bazı durumlarda da antigenler kendilerini plateletlere bağlarlar. Plateletler, kanın pıhtılaşmasını sağlayan ve kan damarlarındaki yırtıkları onaran yapışkan hücrelerdir. Eğer birçok platelet yok olursa, vücudun onarımını üstlenen servisler bozulur ve dokular çok kolay çürür.Başka tür bir alerjik reaksiyonda sorun, antigen-lere tutunan ama onları tam anlamıyla yok edemeyen antikorlardan kaynaklanır. Bu iki düşman, makrofajların (büyük yiyiciler) dikkatini çekerler. Makrofajların görevi, istenilmeyen organizmaları temizlemektir. Bu organizmaları yok ederken makrofajlar eritici enzimler salgılayarak antikor ve antigenin yanı sıra çevredeki sağlıklı dokulara da zarar verirler.

 

www.atakoyhastanesi.com.tr

Sitede Ara!

Bizden Haberler

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
Prev Next

Dr. Cengizhan DURSUN

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cengizhan DURSUN hastanemizde hasta kabulüne başlamıştır.

Ameliyatsız Damar Tıkanıklığı Tedavisi

Ameliyatsız Damar Tıkanıklığı Tedavisi

Yepyeni Bir Buluş: BiyotutkalÖzellikle son dönemde “yetmezlikli varis” damarlarında biyolojik tutkal uygulamasının, artık lazerden de konforlu olması, bu hastalığın tedavisini da...

Ameliyatsız Varis Tedavisi

Ameliyatsız Varis Tedavisi

Ameliyatsız Varis Tedavisi  Toplumumuzda bilinenden çok daha sık rastlanan varisin farklı türleri var. Özellikle bacaklarda iç varis,  yüzeysel varis,  bağlantı damarları varisi...

Pınar Bayramgürler Ödül

Pınar Bayramgürler Ödül

Bahçelievler Kadın Meclisi Yılın Başarılı Kadınlarını seçti… Bahçelievler Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından “Topluma Örnek Olmuş Kadın” ödülleri önceki akşam sahiplerini bul...

Şeker hastalığı ( Tip 2 Diabet ) Ameliyatı

Şeker hastalığı ( Tip 2 Diabet ) Ameliyatı

  Şeker hastalığını yani Tip II Diyabeti ameliyatla düzeltme fikri ilk olarak Dünyanın en prestijli bilimsel arastırmalarının yayınlandığı Annals of Surgery dergisinde 1995 yılınd...

Bel ve Boyun Ameliyatları

Bel ve Boyun Ameliyatları

Şu unutulmamalıdır ki; biz boyun rahatsızlıklarının yaklaşık % 95′ini cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edebiliyoruz. Demek oluyorki; %5 gibi az bir kesimi ameliyat ediyoruz. Bu %5′l...