Ataköy Şafak Hastanesi

Sağlığınız için buradayız
Smaller Font Default Font Larger Font
Turkish Arabic English German Russian Spanish

Misyon

Sağlıklı bir toplum anlayışı ile hasta memnuniyeti odaklı,yüksek kalitede nitelikli sağlık hizmetini tıbbi etik değerler çerçevesinde, ekonomik olarak sunmak. 

Vizyon

Çağdaş altyapısı, deneyimli ekibi ile uluslar arası sağlık standartlarını benimseyen, tedavi edici uygulamaların yanı sıra koruyucu sağlık hizmetlerine de önem veren, saygın referans bir sağlık kuruluşu olmak.

Vinaora Nivo SliderVinaora Nivo SliderVinaora Nivo SliderVinaora Nivo SliderVinaora Nivo Slider

Hekim Arama

Hastanemizi Nasıl Seçtiniz?

AİDS'ten korunma yolları nelerdir?

AIDS Bağışıklık Sistemi Yetmezliği Sendromu olup, virüs yoluyla bulaşan bir hastalıklar bütünüdür ve bağışıklık sistemini çökertir.

- İlk defa 1959 yılında Kongo'da yaşamış bir kişide tespit edilmiştir.

- 1982'de hastalığa AIDS ismi verildi.

- 1983'de HIV'den kaynaklandığı bulundu.

- 1984 yılında HIV testi ile hastalık onaylanmış ve tarif edilmiştir.

- 1986'dan sonrada tedavi edici ilaçlar üzerinde çalışılmaya başlanmıştır.

- 2010'lu yıllarda dünyada her gün 11.000 kişiye HIV bulaştığı hesaplanıyordu. Yine o yıllarda 4.3 milyon civarında kişinin AIDS'e yakalandığı yazılıyordu. Günümüzde insanların bilinçlenmesi, korunma yollarını öğrenmesi, tedavinin iyileşmesi ile bu rakamların düştüğü belirtilmektedir. Günümüzde 70 ile 100 milyon insanın HIV taşıcısı olduğu tahmin edilmektedir. HIV taşıyıcılarının ve AIDS vakalarının üçte ikisinin Afrika'da olduğu bilinmektedir.

- Birleşmiş Milletlerinin tespitlerine göre 2011'de dünyada 34 milyon AIDS hastası vardır. Sadece Afrikada 6.2 milyon kişi tedavi altındadır. Güney Afrika ülkelerinde insanların %68'ı HIV'le yaşamaktadır.

HIV VİRÜSÜ NASIL BULAŞIR?

En çok cinsel temas ve kan yoluyla bulaşır. HIV virüsü taşıyan birinin kanı, spermi veya vaginal akıntısı ile diğer kişinin vücut sıvılarının teması ile bulaşmaktadır. Bu durum vaginal, anal veya oral seks sırasında geçebileceği gibi, öpüşme sırasında tükürüklerin karışması ile de bulaşabilir.

HIV virüsünde Lateksten yapılmış prezervatiflerle korunulabilir. Diğer maddelerden yapılan prezervatifler yeterli korunmayı sağlamaz. HIV virüsünün iki tipi vardır. Tip I' de erkekten kadına, Tip II' de de kadından erkeğe bulaşma ihtimali daha yüksektir. Tip I Avrupa ve Amerika'da daha sık, Tip II ise Afrika'da daha yaygındır.

Bir diğer bulaşma yolu da damar içi uyuşturucu madde kullanımı, kan ve kan ürünlerinin nakli ile olur. Ayrıca vücuda yapılan dövme ve Piercing işlemlerinde iğnelerin kontamine olmasından da kaynaklanmaktadır.

HIV TESPİTİ NASIL YAPILIR?

HIV vücuda girdikten itibaren vücutta bununla savaşmak için özel Antikorlar oluşur. Kandaki bu Antikorlar ELİSA ve PCR testleri gibi tarama yöntemleriyle saptanabilmektedir. Anti-HIV Antikorlarının ELİSA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye gelmesi için ortalama 3 aylık bir süreye ihtiyaç vardır. Bu nedenle test şüphe edilen tarihten 3 ay sonra yapılmalıdır. PCR yöntemi bu süreyi daha da kısaltmıştır.

Anti-HIV testinin pozitif olması kanda HIV virüsüne karşı antikorlarının olduğunu ve o kişiye HIV'in bulaştığını gösterir. Tabii ki HIV testinin yalancı pozitif çıkma ihtimali de vardır. Testin doğrulanmasını yapmak gerekir. Bu testlerin tümü ülkemiz hastanelerinde yapılabilmektedir.

HIV'İN DEZENFEKSİYONU YAPILABİLİR Mİ? TEDAVİSİ VAR MIDIR?

HIV hava ile temasa geldiğinde canlılığını kaybeder. 56 °C' nin üzerinde hemen ölür. Klor ve alkol içeren bütün dezenfeksiyonlar HIV'e karşı etkilidirler. Örneğin; Çamaşır suları, Klor içeren temizlik maddeleri. Bunlar düşük dozlarda bile etkilidirler. Deri su ve sabunla iyice yıkanmalıdır. Yıkandıktan sonra deriyi alkol ile temizlemek daha da uygun olur. Yaralanmalarda yıkanmanın ardından tentürdiyot veya betadin gibi bir antiseptik kullanılmalıdır.

AIDS'in tedavisinde olumlu ve önemli gelişmeler vardır. Düzenli ve devamlı ilaç tedavisi ile kaliteli ve uzun bir yaşam sağlanabilmektedir. Ancak ilaçlar oldukça pahalıdır. İlaç kullanımı ile HIV infeksiyonunun seyri frenlenebilmekte, AIDS'in ilerleyici süreci ötelenebilmektedir. Böylece bu infeksiyonla yaşamak durumunda olanların yaşam kaliteleri iyileştirilebilmekte ve hayatta kalış süreleri uzatılabilmektedir. Bu çabaların ve gelişmelerin sonucu HIV infeksiyonu kronik bir hastalık haline getirilebilmiştir.

AIDS günümüzde daha çok 2. ve 3. Dünya ülkelerinin sorunu durumundadır. Kullanılan ilaçların yan etkilerinin bulunması da önemli bir konudur.

Tüm gelişmelere karşın AIDS'in ölümcül bir hastalık olma özelliğini sürdürdüğü hala tam etkili ilaçları ve aşıları bulunmadığı, bedensel, ruhsal, psikososyal ve ekonomik açıdan kişiye büyük yükler getirdiği bilinmelidir. Dünya Sağlık Örgütü'nün araştırma ve istatistiklerine göre 1995' den beri uygulanan antiviral tedavi ile 2,5 milyon muhtemel ölümün önüne geçildiği belirtilmektedir.

www.atakoyhastanesi.com.tr

Sitede Ara!

Bizden Haberler

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
Prev Next

Dr. Cengizhan DURSUN

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cengizhan DURSUN hastanemizde hasta kabulüne başlamıştır.

Ameliyatsız Damar Tıkanıklığı Tedavisi

Ameliyatsız Damar Tıkanıklığı Tedavisi

Yepyeni Bir Buluş: BiyotutkalÖzellikle son dönemde “yetmezlikli varis” damarlarında biyolojik tutkal uygulamasının, artık lazerden de konforlu olması, bu hastalığın tedavisini da...

Ameliyatsız Varis Tedavisi

Ameliyatsız Varis Tedavisi

Ameliyatsız Varis Tedavisi  Toplumumuzda bilinenden çok daha sık rastlanan varisin farklı türleri var. Özellikle bacaklarda iç varis,  yüzeysel varis,  bağlantı damarları varisi...

Pınar Bayramgürler Ödül

Pınar Bayramgürler Ödül

Bahçelievler Kadın Meclisi Yılın Başarılı Kadınlarını seçti… Bahçelievler Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından “Topluma Örnek Olmuş Kadın” ödülleri önceki akşam sahiplerini bul...

Şeker hastalığı ( Tip 2 Diabet ) Ameliyatı

Şeker hastalığı ( Tip 2 Diabet ) Ameliyatı

  Şeker hastalığını yani Tip II Diyabeti ameliyatla düzeltme fikri ilk olarak Dünyanın en prestijli bilimsel arastırmalarının yayınlandığı Annals of Surgery dergisinde 1995 yılınd...

Bel ve Boyun Ameliyatları

Bel ve Boyun Ameliyatları

Şu unutulmamalıdır ki; biz boyun rahatsızlıklarının yaklaşık % 95′ini cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edebiliyoruz. Demek oluyorki; %5 gibi az bir kesimi ameliyat ediyoruz. Bu %5′l...